ÇOCUKLAR NEDEN YALAN SÖYLER?

Çocuk için yalan, nefes almak kadar geçerli bir ihtiyacın tali yoldan karşılanmaya çalışılmasıdır. Eğer bir yerde yalan varsa orada alan daralmıştır. Muhakkak ki bir sıkışma vardır. Çocuk ya korkuyordur, ya çaresizdir ya da anlaşılmayacağı endişesi içindedir. Sıkıştığı bu dar alandan boğulmadan çıkabilmesi için bir hamle yapması gerekir. Zira yalan, çocuğun sıçramasını sağlayan bir nefes boşluğudur.

Çocuğun yalan söylediğini düşündüğümüz durumlarda odaklanmamız gereken yer; çocuğun yalanı nasıl söylediği değil, neden sıkıştığı ve neden nefessiz kaldığı olmalıdır. Çocukta yalan durup dururken ortaya çıkmaz. Bir yalan var ise bir sıkışma mutlaka vardır. Çocuklar normal şartlarda yalanda kalmaz. O sıkıştığı dar alandan sıçramak için yalanı kullanır ve feraha ulaşınca da unutur.  Eğer bir çocuk yalanda sürekli kalıyor ise ebeveyn oradaki payına muhakkak bakmalıdır. Zira sıkışmış hal ve o hal içindeki duyguya bakmaz isek yalanın çocuğun hayatında kalıcı bir yer edinmesi muhtemeldir artık.

Çocuklar 2 yaşa kadar etrafı duyguları ile algılar. 2 yaşından sonra algısal gelişim başlar diyebiliriz. Algısal gelişimle birlikte çocuk etrafı gözlemlemeye ve etrafta oluşan yalanlara anlam vermeye çalışır. 3, 3 buçuk yaşında bir çocuk hayal ürünü şeyler anlatıyorsa bunu yalan olarak değerlendirmek doğru değildir. Çocuğun kendi dünyasını bize açtığını ve o dünyaya bizi davet ettiğini düşünmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Hakeza çocuğun dünyasına, onun kuralları ile dâhil olmak da çok kıymetlidir. Ancak 4 yaşını doldurmuş bir çocuk hala hayal ürünü bir dünyaya bizi davet ediyor ise o zaman bu dünyada neden bu kadar çok kalmaya ihtiyaç duyduğunu merak etmek gerekir. 4 yaştan sonra artık çocuğun farkındalığı oluşur ve yalanı keşfetmeye başlar. Bu nedenle bizim, çocuğun yanında söylediğimiz ve anlamayacağını düşündüğümüz yalanlar, çocuğun hafızasına “sıkıştığında kullanabilirsin” uyarısı olarak kaydedilir. Şunu unutmamak gerekir ki biz yalan söylüyor isek bu çocuğumuzda mutlaka çıkacaktır.

Yalanın ortaya çıkışının daha çok okul yıllarına denk düşmesi çok da tesadüfi değildir. Zira okul yaşamıyla başka bir dünya tanıyan çocuk, bu yabancı dünya ile kendi dünyası arasında sıkışır ve çatışmalar başlar. Şüphesiz çocuk okul yaşamında bir sürü çatışmayla yüzleşecek ve bu çatışmalar içinden baş etme becerisi sayesinde çıkmayı öğrenecektir. Ancak bu çatışmalarda, çocuk kendisinin değersiz olduğu sonucuna varıyorsa buradan yalan çıkması artık kaçınılmazdır diyebiliriz. Şöyle ki; dış dünyada gördüğü ile kendini kıyasında çocuk, “ben değersizmişim, ben başarısızmışım, ben yetersizmişim, ben sevilmiyormuşum” sonucuna varıyor ise yani okula başlamadan önce evde koşulsuz kabul ve koşulsuz sevgi görmemiş ise, bu çocuk bu çatışmadan yalanla sıçrama yolunu deneyecektir. Kendi değerini aileden almamış bir çocuğun çatışmaları kuşkusuz ki onun yaşam alanını daraltacaktır.

Çocuk bize hangi sorunla gelirse gelsin muhakkak ilişki kurmaya geliyordur. Çocuğun bize getirdiği her sorun bir eksiğe vurgu yapar ve düzenlemek üzere bizi davet eder. Çocuğun söylediği yalanın da tıpkı diğer sorunlar gibi bize diyecekleri vardır.  Bu nedenle çocuğun yalan söylediği anlaşıldığında “yalancı” etiketi ile direk ve hemen müdahale etmek doğru değildir. Önce durumu ve neden olan duyguyu anlamak, sonrasında da çocuğun irtibatta olduğu insanlar üzerinden gözlem yapmak doğru olacaktır.

Çocuk için yalan gerçeği saklamak değil, gerçekten saklanmaktır. Bu nedenle bakacağımız yer de gerçeğin saklanması değil, gerçeğin kendisi olmalıdır.

Psikolog Dilek EKEN

2 hakkında “ÇOCUKLAR NEDEN YALAN SÖYLER?” görüş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.